Akın var, Güneş'e akın!!

Akın var, Güneş'e akın!!

MHP'nin Kanlı Tarihi.

8/7/2007

MHP'nin Kanlı Tarihi


"Yağmur Oğlum, Bugün tam bir buçuk yaşındasın. Vasiyetnameyi bitirdim, kapatıyorum. Sana bir de resmimi yadigar olarak bırakıyorum. Öğütlerimi tut, iyi bir Türk ol. Komünizm bize düşman bir meslektir. Bunu iyi belle. Yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır. Ruslar, Çinliler, Acemler, Yunanlılar tarihi düşmanlarımızdır. Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Araplar, Sırplar, Hırvatlar, İsponylollar, Portekizliler, Romanlar, yeni düşmanlarımızdır. Japonlar, Afganlılar, Amerikalılar yarınki düşmanlarımızdır. Ermeniler, Kürtler, Lazlar, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Zazalar, Lezgiler, Gürcüler, Çeçenler, Çingeneler, içerideki düşmanlarımızdır. Bu kadar çok düşmanla çarpışmak için hazırlanmalı. Tanrı yardımcın olsun." (N. Atsız)

Şaşırtıcı değil mi. Hiçbir MHP'linin ağzından bu kadar açık itiraflar duymadınız herhalde.
TV'lerde Bahçeli 'nin çizmeye çalıştığı imaj, kendisinin "halkları seven, ciddi bir politikacı," MHP'nin ise "insan hakları savunucusu, halk dostu" bir parti olduğudur.

Öyle midir gerçekte?

Değildir elbette ama MHP, bu imaj değişikliğine 80 sonrası gitmeye çalıştı. Özel olarakta "eski kurt" Türkeş'in ölümünden sonra canla başla imaj değiştirmeye çalıştılar.

Fransızcadan Türkçeye giren "imaj" kelimesinin anlamları arasında "görüntü, hayal" kelimesinin karşılığı olduğu da Türkçe sözlüklerde sayılmaktadır. Bu bir yanıyla doğrudur. Gerçeğini gizlemek isteyenler kendilerine ait olmayan görüntülerle bir imaj ve hayal yaratmaya çalışırlar. İşte MHP'nin son süreçte yapmaya çalıştığı da budur. Çünkü MHP'nin tarihinde hiçbir makyajın silemediği, silemeyeceği pislikler vardır. Bunun için moda deyimle imaj değişikliğine gitmeye çalıştılar. Ama gelin görün ki, kırk yıllık eşeğine gelinlik giydirerek pazarlamaya çalışan köylünün durumundan pekte farklı bir duruma düşmediler. Elbette puslu havayı bulduklarında, dişlerini göstermekten, dillerini bıçak gibi keskinleştirmekten geri durmadılar.

Biraz daha geriye gidip, bir başka kafatasçı düşüncenin alıntısını yapalım. Bu da 30'lu yıllarda milletvekillliği yapan Esat Bozkurt'a ait: "Türk bu memleketin yegane efendisi, yegane sahibidir, salt Türk soyundan olmayanların bu memlekette bir tek hakları vardır; Hizmetçi olma, köle olma hakkı. Dost ve düşman dağlar bunu hakikati böyle bilsinler." (Milliyet Gazetesi l9 Eylül l930- Aktaran Suat Parlar Gizli Devlet, sy.207)

Kendilerinden olmayanı "düşman" ilan eden, "köle" liliği layık gören bir anlayıştı MHP'nin gerçeği. Fikri neyse zikri de o oldu. "Katli vacip" görüldü düşman olan herkesin.

Şimdi geriye dönüp bu kanlı tarihin sayfalarını açalım birer birer, her sayfada göze çarpan gerçek; işkence ve katliamların çuval cinayetlerinin, bombalamaların altındaki imzanın MHP olduğudur.

Turancı - Milliyetçi görüşleri Hitler'den alan, ABD yardımlarıyla bu fikri büyüten MHP, fikrini yazı üzerinde bırakmadı. ABD'nin gayri meşru çocuğu MHP kurulduğu l960'lı yıllardan bu güne düşman ilan ettiği tüm milliyet ve mezheplerden halklara kan kusturdu.

Ağustos l968 tarihli gazetelerde hemen her gün "Komando Kampları" ile ilgili haberler ve resimler yer alıyordu. Birileri komando eğitimi alıyordu, ama ne için, ne yapacaklardı bu eğitilen komandolar?

O zaman CMKP'nin Genel Başkanı olan A. Türkeş bu komando Kamplarına ilişkin 19 Ağustos 1968'de bir açıklama yaptı: "Komünistler memleketi sahipsiz sanıpta sokak hakimiyeti kuramazlar. Memleketimizde onların anladığı dilden konuşacak milliyetçi çocuklar var. Bunun için gençlerimizi mücadeleci olarak yetiştiriyoruz." (Reis S.Yalçın D. Yurdakul, sy. 3l) İşin rengi anlaşıldı. Sokak hakimiyetini "komünistlere" bırakmayacak, gereken dilde, konuşacak milliyetçi gençler yetişiyordu bu komando kamplarında.

Sokak hakimiyetini nasıl sağlayacaklar, konuşulacak dil neydi, sonraki yıllarda çok iyi görülecekti. Hem de insanların aklından hiç çıkmamacasına işlenecekti bu dil, bu hakimiyet tarzı. Öyle var mıydı emperyalizmin yeni sömürgesinde dik başlı olmak, haksızlığa baş kaldırmak, hele hele devlete kafa tutmak, adalet istemek, grev yapmak, demokratik eğitim istemek, doğruları yazmak... Bunlarda ne oluyordu? Emperyalizmin çocuğu MHP dize getirecekti hepsini.

Kime karşıydılar? Komünizme. Komünist kim?
O dönemin bir CHP milletveklinin dediği gibi "evinde kırmızı gece lambası yakan" da dahil herkes... Bir diğer ifadeyle kendilerinden olmayan herkes "komünistti". Bu "komünistlere" gereken dersi vermek için komando kamplarında cinayet sabotaj, baskın üzerine kurs gördü Türkeş'in "çocukları"

İlk "işleri" 3l Aralık l968 de A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrenci yurdunu basmak oldu. Baskına giderken "işe " çıkalım diyorlardı birbirlerine.

"Kampta her çeşit silah vardı. Bir kaleşnikofun yanısıra çeşitli otomatik ve yarı otomatik silahlar bulunuyordu.."
(İtiraflar, Ali Yurtaslan, sy. 3l)

Silahlar kan kustu. Önce Vedat Demircioğlu'nu vurdular. Sonra Kanlı Pazar'da Duran Erdoğan ve Ali Turgut Aytaç'ı...

l9 Eylül l969 da Mehmet Cantekin, 23 Eylül l969'da Taylan Özgür, l4 Aralık l969'da Mehmet Büyüksevinç ve Battal Mehetoğlu'nu, katlettiler. l970'e gelindiğinde sayı 8'e çıktı. Sayı çıkacaktı daha... 70 sonrası kitlesel katliamlarda binlerle ifade edildi faşist kurşunlarla toprağa düşenler. Silahlar kan kustu amacına uygun olarak. Amaçları, halkı sindirmek, susturmak, kendi deyimleriyle "köle" haline getirmekti. Kanlı Pazar'da işçiydi kurşunların hedefi, öğrenci yurdunda Vedat Demircioğlu...

Cunta sonrası örgütlenmeye ağırlık verdiler. Sokak katillerini besleyip büyüten CIA ve Türkiye oligarşisi onları iktidara taşıdı. I. ve II. MC dönemlerinde yüzde 3 oyla iktidar koltuğuna ortak edilen MHP devlet içinde kadrolaştı.

Bunun anlamı şuydu; daha organize, daha planlı, cinayetler işlenecekti bundan sonra. Ve artık tek tek işlenen cinayetlerin yerini toplu katliamlar alacaktı. Emir büyük yerdendi. MHP bu emri uygulamaya geçirmek için işe başladı.

16 Mart 1978
16 Mart günü Eczacılık fakültesinin önünde patlayan bombalar gök gürlemesini andırıyordu. Şimşekler çakmış yağmur boşanmıştı. Ama yağan yağmur değil gençlerimizin kanıydı. Okuldan öğrenciler topluca çıktılar. Okulları iki yıldır faşist işgal altında olduğu için her gün topluca gelip gidiyorlardı. Adına "Merasim Birliği" denen polis ekipleri yoktu o gün. Oysa Polis şefi Reşat Altay MHP'li sivil faşistlere katliamlarını gerçekleştirmeleri için daha rahat bir ortam hazırlıyordu. Kalabalık Eczacılık Fakültesine doğru ilerledi. Korkunç bir patlama sesiyle irkildi Beyazıt. Ardından kan kusan namluluların uğultusu duyuldu. Havada kollar, bacaklar, insan parçaları uçuştu. Patlamadan geriye kalan kan gölünde 7 öğrencinin cansız bedeni yatıyordu. Onlarca yaralı vardı meydanda. Ve yıllarca bu görüntüye tanık olanlar fakültenin önünde yere uzanmış yatan cesetleri belleğinden silemedi.

Görüntüler belleğinden silinmeyen biri de gördüğü vahşeti yıllar sonra anlatabildi ancak. Hatice Özen'in arkadaşıydı; "...yaralanmış gibi gözükmüyordu, yardım etmek için eğildim, kollarından tutup kaldırmaya çalıştım kolları öne doğru geldi. Omuzları yoku sanki. Dikkatle kaldırıp baktığımda gördüm ki sırt boydan boya yarılmış, içerdeki organlar dışarı çıkmıştı, bomba sırtına gelmişti.." (Kurtuluş Gazetesi) Zevk alıyorlardı bu tablodan, gencecik insanların parçalanmış bedenlerini seyrederken kadeh tokuşturuyorlardı görevlerini yerine getirmenin mutluluğuyla.

Görevlerini belirlemişti Türkeş; "....bakacaksınız, herhangi bir hareket, söz fikrimize, Türklüğe uygunsa alacaksınız, zarar veriyorsa sileceksiniz..." (MHP İddiannamesi-Türkeş'in Yeni Ufuklara Doğru yazısınıdan) "Silme" harekatı halkın her kesimini kapsadı. Alevi, Kürt, solcu... Esnaf, memur, aydın, sanatçı... Ev kadını, öğrenci veya çocuk... İşkence yaparak, ırzına geçerek, boğarak, öldürdükten sonra televizyon kutularına koyarak, bombalayarak sindirmeye çalıştılar kendilerinden olmayan herkesi. Katiller aynı zamanda ırz düşmanıydılar, cinayetlerine ahlaksızlıklarını da eklediler. Soygun için girdikleri evde hiçbir şey bulamayınca "boş çıkmamak için evin kızının ırzına geçerek Başbuğlarının talimatını yerine getirdiler." (Ali Yurtaslan- itraflar)

Piyangotepe katliamında 6 işçinin kafasına kurşunu sıkmadan önce gaspettikleri taksinin şoförüne tecavüz ederek görevlerini yerine getirdiler.

İtrafçı Ömer Tanlak bakın bu "görev anlayışını" nasıl dile getiriyor; "... Halim adında bir ajanın daha önceden yattığı dernekte, Selahattin Gözlükaya tarafından iğfal durumuna getirilmesi ve ertesi günü bunun bütün ülkücü camiaya anlatılması" nı görmüştü Tanlak. (Ömer Tanlak, İtiraflar syf. 85) Etlik'te kendilerine haraç vermeyen bir tüpçünün dükkanını havaya uçurmayı planlayarak, Erzurum Numune hastanesindeki yaralıları, yaralıları ziyarete gelenleri kurşunlayıp öldürerek görevlerini yerine getirdiler.
Aksu İpek Fabrikasının kapatılmasını, üretimin durdurulmasını, işçilerin elebaşlarının işten atılmasını istiyorlardı. Çünkü bu fabrikada ülkücülerin faaliyetine izin vermiyordu işçiler. "Hemen silahı alarak ve üç dinamit lokumu ile hareket ettik. Altımızdaki araba Genel Müdürlüğündü. Çok hızlı bir şekilde Genel Müdürlüğü geçmiş, fabrika önüne gelmiştik. Baki Ceylan cebinden çıkardığı Kırıkkale marka 7.65 çapında silahla ateş etmeye başladı. Sıktığı üç el mermi ile iki kişiyi de vurmuş, bunlardan biri ise ölmüş olması gerekli..." (Ömer Tanlak, İtiraflar, syf. l00)

Bu ve benzeri cinayetlerle MHP'nin katliamlar altındaki imzası açığa çıktı. Ülkeyi kan gölüne çeviren MHP'yi halk tanıyordu artık. Bir şekilde karşılaşmış, saldırılardan veya sonuçlarından etkilenmişti. Bu dönemde Şevkat Çetin ÜGD başkanlığına getirildi. Görevi "teşkilatı" temize çıkartmaktı. Hemen bir anket hazırlattı, ülküdaşlarına dağıttı. Anket 70 sorudan oluşuyordu ve hemen cevaplandırılacaktı. Sorular mı?

"Türkiye'nin bugünkü durumu?"
"Hiç silah kullandınız mı?"
"Silahınız olsa, karşınıza bir komünist çıksa hemen vurur musunuz? vb...

Hemen vururum diyenler Çetin'in sınavından geçtiler. Bununla birlikte "semt başkanlarına" talimat göndererek "güvenilir ve gözükara" bozkurtların listesini istediler. Listedekiler ve anketten geçenler 20-25 kşilik gruplar halinde ÜGD Genel Merkezi'nde toplandı: "Türkiye'nin hali malum Komünistlerle ülkücüler savaş halindeler. Bizim de görevimiz, komünistlerle savaşmak ve vatanımızı bunlardan temizlemektir. Bu her ülkücünün en büyük vazifesidir. Sizler de artık bu savaşta yerinizi almalısınız. Bunun için biz haydi dediğimiz zaman hemen harekete geçecek durumda olmalısınız. Her an için bizden gelecek emirleri bekleyin."

Öğütleri alanlar ETKO üyesi oldular.

TİT (Türk İntikam Tugayı), ETKO (Esir Türkleri Kurtarma Ordusu), TÜŞKO (Türkiye Ülkücü Şeriatçı Komando Ordusu) MHP'nin paravan örgütleriydi. İşledikleri cinayetleri bu adlarla üstlenip, kendilerini aklamaya çalıştılar. Ama uzun sürmedi bu örtünün düşmesi. Cinayetler aynı, failler aynıydı.

MHP örgütlenmesini kadrolarını militanlaştırmak üzerine şekillendirdi. Bu yanıyla ÜGD MHP'nin vurucu gücüydü. Ancak MHP içinde de bir çekirdek örgütü, illegal örgüt oluşturdu. Adı, TİT, ETKO, veya Özel Eğitim Grubu fark etmiyordu, işleri aynıydı hepsinin. Kendisi de ETKO üyesi olarak yargılanan MHP itirafçısı Ali Yurdakul'un, "Bu şahıs MHP'ye çok zarar verdi, birçok arkadaşımızı cezaevine attı, neredeyse Adana'da MHP'yi çökertecekti." dediği Cevat Yurdakul Adana Emniyet Müdürü idi. Adana'da kendisine TİT adını veren MHP'nin cinayet çetelerinin peşine düşüp, faşist katillerin yakalanmasını sağladığı çin 28 Eylül 78'de makam arabasının içinde katledildi.

Cevat Yurdakul'u öldürenler, Yurdakul'un yolunu kesmek için önce bir otomobili gasp ettiler. Katilam orada başladı. Otomobilin şoförünü öldürdüler, sonra Yurdakul'un yolunu kestiler. Makam otosu kalbura dönerken Yurdakul delik deşik oldu. Sivil faşistlere Yurdakul'un istihbaratını Emniyet Müdürlüğü'ndeki faşist polisler verdiler. 80 sonrası tam 694 öldürme olayından dolayı dava açıldı MHP'ye. Tam 694 insanın katledilmesi resmi kayıtlara geçti ama gerçek çok daha fazlaydı. Bu rakama devlet tarafından "faili meçhul" diye açıklanan MHP cinayetleri dahil değildi. Bu rakama, Kahramanmaraş katliamında ölen onlarca yaşlı, genç, kadın, çocuk dahil değildi. Bu rakamda yalnızca devletin saklayıp gizleyemediği, yargılamak zorunda kaldığı açık cinayetler vardı.

Peki diğerleri faili meçhul müdür? Hayır.

18 Aralık 1978 akşamı Maraş'taki Çiçek Sinemasında başrolünü Cüneyt Arkın'ın oynadığı "Güneş Ne Zaman Doğacak" filmini seyredenlerin üzerine bomba düştü. Çığlıklar, panik, izdiham, kan... Sinemaya bombayı koyanlar dışarıya çıktıklarında "bombayı komünistler attı" dediler. "Allahını, peygamberni seven yürüsün, Komünstleri, Alevileri yaşatmayın. Bunları öldüren cennetliktir. Maraş, Alevilere mezar olacak. Müslüman Türkiye, Aleviler Moskovaya. Sütçü İmam aşkına vurun" sesleri arasında yüzden fazla -kadın, erkek, çocuk, genç, ihtiyar- insan katledildi.

Genç kızlara, kadınlara "müslümanlık, Türklük aşkına" tecavüz edildi, hamile kadınların karnı deşildi, saldırıya uğrayanların evleri yakıldı. İnsanlara işkence yapıldı, ellerinden ağaçlara çivilendi. Sinemaya bombayı koyan da, sokağa çıkıp "komünistler attı" diyen de MHP' li faşistlerdi. Günler öncesinden belirledikleri evleri işaretlemişlerdi. Katliamı başlatan bombanın sahibi Çatlı'ydı. (Ali Yurtaslan, itiraflar) Katliamı organize eden, bizzat katılanlardan bazıları ise Haluk Kırcı, Ercüment Gedikli, Ünal Osmanağaoğlu, Ökkeş Kenger'di. (Reis- S. Yalçın, D.Yurdakul)

Çatlı'nın ve Kırcı'nın başrolünü oynadığı bir başka katliamda Kamuoyunun yakından tanıdığı Bahçelievler Katliamıydı. Bu katliamı Haluk Kırcı'nın kendi ağzından dinleyelim; "Kapı açılır açılmaz içeri girdik. Hepsini yere yatırdık. Ne yapacağımız konusunda talimat almak için Abdullah'a birini gönderdik. Abdullah eter ve pamuk vermiş 'hepsini teker teker bayıltıp öldürelim' demiş. Dışarı çıkıp, arabada bekleyen Abdullah'la konuştum. 'Evde öldürmek zor olacak. İkişer ikişer götürüp öldürelim dedim. 'olur' dedi. İki kişiyi Büyük Reis'in arabasına bindirip Eskişehir yoluna götürdük. Müsait bir yer bulup ikisini de yere yatırıp kafalarına ateş ettik. Geri döndük. Böyle zor olacağını anlayınca Abdullah, 'tek tek boğalım bunları' dedi. Bir tanesini zorla boğdum, diğer dördünü bu şekilde öldürmekte zor olacaktı. Arkadaşları gönderdim. Sonrada sedirin üzerinde bulunan dört kişiye yakın mesafeden ateş ederek mermilerin hepsin boşalttım. Silahı da götürüp Abdullah'a verdim." (l7 Kasım 80 H.Kırcı, Ankara sıkıyönetim savcılığına verdiği ifade)

Elbette MHP'yi örgütleyip sokağa salanlar onların silahlarını da sağladı. 16 Mart' larda halka yönelen bombaları, kurşunları, silahları da verdiler.

TNT' ler ordu malıydı, silahlar emperyalistlerden gelme. Katilleri polis teşkilatı korudu, güvenliğini aldı. Cinayetlerin istihbaratçısı, planlayıcısı, hazırlayıcısı oldu MİT ve polis teşkilatı. Yeter ki, "memleketi komünistlerden kurtarsınlar, istikrarı sağlasınlar" Ama bu öyle bir istikrar olacaktı ki, emperyalizmin sömürüsü katlanacak ve hızla ilerleyecek, itiraz edenin kafası ezilecekti. İstikrar için hiçbir şeyi esirgemedi emperyalizm. Kendi adına cinayet işleyecek olan çocuklarını kendi merkezlerinde eğitti.

MHP yalnızca Türkiye topraklarında değil, emperyalizm adına başka ülkelerde de provokasyonlar düzenledi, katliamlar gerçekleştirdi, darbeler tezgahladı. Bizzat Abdullah Çatlı'nın eğitiminde Azerbeycan'da komando kampı kurulduğu Azerbeycan Devlet Başkanı Aliyev tarafından dile getirildi. Daha yüzlercesini sıralamak mümkün.

MHP bugün de CIA'nın kendine verdiği göreve devam ediyor. MHP, katliamlarına cinayetlerine devam ediyor. Yakın tarihimizde Sivas'ta katledilen, Gazi'de katledilen, Üniversite kampüslerinde katledilen insanlarımız, Susurluk bu gerçeğin ifadesidir. MHP, ne Bahçeli'nin TV ekranlarında çizdiği gibi "uzlaşmacı"dır ne de demokrat.

Dün neyse bugün de odur MHP.

Dünkü katliamların tetkçileri bugün meclis koridorlarında bunu dile getiriyorlar zaten,
"Değişmedik" diyorlar. Değişmediler.

Kanlı tarihlerini yazmaya devam ediyorlar.

Cemal Ruşan

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder
4 yorum yazilmistir

2009-07-20 21:46:50 - araştırma yap araştırma

Yazan:
kardeşim o vasiyetname h.nihal atsız a aittir 1944 olaylarında alparslan türkeş le araları iyiydi fakat daha sonra nihal atsız ın islamdan çıkması ve eski türk dini olan göktanrı dini ne geri dönmesi ve peygamber efendimiz hakkında atıp tutması sebebiyle başbuğ ile araları açılmıştır. atsız her yerde başbuğ hakkında kötü konuşmuştur ayrıca şuan onun yolunda olan kişilerde chp ye girmiştir içbiri müslüman diildir ve ülkücü lerdende yobaz ve çapulcu die bahsederler siteleride (www.atsızcılar.net) eğer bu siteye girersen haklarında daha fazla bilgiye sahip olursun.
Bağlanti :: ::

2009-02-17 03:44:57 - tavsiye

Yazan:
yok demokratik yok laik yok bilmem ne ne saçmalıyosunuz kardeşim siz sadece förüntü ile olmaz bu işler şu blog,ta bi tane çözüm yazısı yok sadece biri ötekini savunuyo öteki öbürünü sallıyo başka bir şey göremedim neden şöyle düşünen genlik olmuyoruzda karalayan gençlik oluyoruz saçma sapan şeylerle ugraşırken yani birbirimizle millet gelmiş planını tamamlayacak bizde aaa devlet gitmiş diyecegiz o günler gelmeden uyanalım lütfen şu düşmanları ortak olarak kardeş olarak bi def edelim yani uzun lafın kısası neden kardeş olmak dururken sen şöylesin ben böyleyim sen kötüsün ben iyiyim diyoruz . düşünmeniz dilegi ile saygılar
Bağlanti :: ::

2008-10-21 16:24:46 - mesut uyar

Yazan:
bılmedıgınız konular uzerıne yazılar yayınlamayınız huseyın nıhal atsız 1944 turkculuk olaylarında alpaslan turkes ıle bırlıkte yargılanmıslardır mhp ıle ılıskısı bulunmamıstır .yayınlanan yazıların lutfen arkasını arastırıp oyle yazınız sadece bu h.n. atsız ıcın gecerlı degıl gecenlerde de ecevıt ıle ılgılı sacma sapan bır yazı gordum ve turkıye cumhurıyetıne hızmet etmıs bır basbakan ıcın sacma bır karalamadan ıbaret oldugunu vurgulamaktan da gecememıstım .Saygılarımı sunarım mesut_uyar@mynet.com
Bağlanti :: ::

2007-07-08 13:49:28 - NASIL BIR TARİH

Yazan: kursadozer
SÖYLEDİKLERİNİZ :
"Ama oyle degil, ben Komunizm'i de, en az Fasizm kadar tehlikeli buluyorum."
"Dogru, "Tek yol devrim."
DEMOKRATIK SOL DEVRIM, KEMALIST DEVRIM.
Sol.. ama komprador, Rusya ozentisi sol degil, ULUSAL SOL."

ÖNCELİKLE FAŞİZM KADAR KARŞI OLDUĞUNUZ KOMUNİZMİN NE OLDUĞUNU GÖRMEK İÇİN http://kursadozer.blogcu.com/KOMUNIZM/ BAKABİLİRSİNİZ. VE ARDINDA SİTENİZDE OLDUKÇA YER VERDİĞİNİZ DENİZ GEZMİŞ'İN İDEALLERİNİN NE OLDUĞUNU ÖĞRENİP İKİSİ ARASINDA FARK OLUP OLMADIĞINA BAKABİLİRSİNİZ.( O da cok yakin bir arkadasimin amcasi.DEMİŞSİNİZ YA SORUN ONA SÖYLESİN )
EVET GEZMİŞ ABD KAŞITI İDİ ANCAK BU KARŞITLIK BERABERİNDE SİZİN Rusya ozentisi sol degil DEDİĞİNİZ CÜMLENİN TAMDA KENDİSİ İDİ.
TEK YOL DEVRİM CÜMLEİSİNİ BU GÜN KEMİLSTLER DEĞİL, TKP KULLANMAKTADIR. YANİ SİZİN FAŞİZM KADAR TEHLİKELİ GÖRDÜĞÜNÜZ KOMUNİZMİ PARTİ TÜZÜKLERİNDE HEDEF OLARAK KOYANLAR...

GELELİM KEMALİST DEVRİME. MUSTAFA KEMAL YAPTIĞI DEVRİMLERLE ÜLKENİN O ANA KADAR GELEN TÜM KOKUŞMUŞLUKLARINA, BİTEN BAĞIMSIZLIĞINA SON VERMİŞTİR. BEN VE BENİM GİBİ DÜŞÜNEN HERKES YANİ BİZLER MUSTAFA KEMALİ TARİHİN EN BÜYÜK TÜRKLERİNDEN SAYARIZ. ŞUNU UNUTUYORSUNUZ. MUSTAFA KEMAL'İN KURTULUŞ MÜCADELESİNDEN SONRA İSTİKLAL MAHKEMELERİ SONUNDA ÇINAR AĞAÇLARINDA SALLANDIRDIĞI ERMENİLERİN,RUMLARIN HADDİ HESABI YOKTUR. YANİ ATATÜRK İYİ BİR KAFATASÇI İDİ. DOĞRU MU YAPTI. BELKİ HAYIR BELKİ EVET. O ÜLKENİN BİRLİK VE BÜTÜNLÜĞÜNE KARŞI OLANLARI ARKADAN VURANLARI SATANLARI ASTI. ONDAN SONRADA MİLLİYETÇİLİK DİYE BİR KAVRAMI İLKE VE İNKILAPLARI ARASINDA TARİHE YAZDIRDI. ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARI BİZİM DE EN MÜSTAKBEL DEĞERLERİMZİDİR. http://www.kursadhareketi.org/view_news.php?id=156 DE BİZİM KURDUĞUMUZ BİR SİTEDİR. YANİ TARAFIMDAN KURULAN. BU ADRESTE ATAMIZ ATATÜRK İLE İLGİLİ BELGELERİ BULABİLİRSİNİZ.

SON OLARAK MHP NIN KANLI TARİHİ YAZINIZI OKUDUM. MADALYONUN DİĞER YÜZÜ BUNDAN PEK FARKLI DEĞİLDİR. O DÖNEMİ BİR KAN DAVASI OLARAK ADLANDIRMAK HİÇTE ZOR DEĞİL ASLINDA. ÇÜNKÜ BİR O TARAFTANSA BİR BU TARAFTAN. SİZE OTURUP SOLUN KANLI TARİHİNİ YAZMAYACAĞIM İSTERSENİZ YİNEDE YAZABİLİRİM. AMA O DÖNEMKİ KAYITLARSA SİZE GÖRE KARŞIT VE KANLI KATİL OLAN 5000 KİŞİ ÖLDÜ ÖLDÜRÜLDÜ. MUTLAKA YAKLAŞIK BU KADAR DA SOLDAN ÖLDÜ,ÖLDÜRÜLDÜ. ŞİMDİ SİZE OTURUP O TARİHLERİN SİYASİ GÜNDEMİNİ VE ÜNYADAKİ SİYASİ ÇALKANTILARI YAZMAYACAĞIM AMA TEK İSTEĞİŞK TEK PENCEREDEN BAKMAMANIZDIR.

GÜNEŞLİ GÜNLER GÖRMEMİZE 15 GÜN KALDI!!! EVET ŞU SEÇİMLER ÜLKENİN KADER SEÇİMİ. ABD NİN AB NİN TALABANİNİN BARZANİNİN İSRAİLİN UŞAĞI BİZ DEĞİL İKTİDARDAKİ KANSIZLARDIR. ONLARIN YAPTIKLARI BENİ NE KADAR RAHATSIZ EDİYORSA GÖRÜYORUM Kİ SİZDE O KADAR RAHATSIZSINIZ.
BİZLER UŞAKLIĞA HAYIR DİYENİZ, BİZLER EĞİLMEYE HAYIR DİYENİZ, BİZLER ESARETE HAYIR DİYENİZ. BİZLER BU VATAN İÇİN KAN DÖKMEYE HAZIR GENÇLERİZ. FAŞİZME ,EMPERYALİZME,İKOMİNİZME,KAPİTALİZME,ANARŞİZME KARŞIYIZ. VALLAHİ BENİM ARKADAŞLARIM VAR SOLCU AYNI BÖYLE DİYORLAR. DEMEKKİ PEK FARK YOK ANCAK SÖYLEMLER FARKLI.
KANLI TARİHLER GİBİ ...

BENDE KÜÇÜKKEN TEK TARAFLI BAKARDIM, DÜŞMAN GÖRÜRDÜM. ANCAK TARİHLER AYNI KANLA YAZILMIŞ BI MİLLETİN KADERİ GİBİ...
Şimdi ise Sevr kapımızın eşiğinden sırıtıyor! EVET ... AYNI FİKİRDEYİZ.

Bağlanti :: ::

« Önceki - Sonraki »